Adnan Menderes

Adnan Menderes
9. Türkiye Başbakanı
Görev süresi
22 Mayıs 1950 - 27 Mayıs 1960
Cumhurbaşkanı Celâl Bayar
Yerine geldiği Şemsettin Günaltay
Yerine gelen Cemal Gürsel
Demokrat Parti Genel Başkanı
Görev süresi
9 Haziran 1950 - 27 Mayıs 1960
Yerine geldiği Celâl Bayar
Yerine gelen Parti kapatıldı
Türkiye Büyük Millet Meclisi
4., 5., 6., 7., 8., 9., 10. ve 11. dönem milletvekili
Seçim Bölgesi 1931 – Aydın
1935 – Aydın
1939 – Aydın
1943 – Aydın
1946 – Kütahya
1950 – İstanbul
1954 – İstanbul
1957 – İstanbul
Kişisel bilgiler
Doğum Ali Adnan Ertekin Menderes
1899
Aydın, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm 17 Eylül 1961 (62 yaşında)
İmralı, Bursa, Türkiye
Partisi Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930)
Cumhuriyet Halk Partisi (1930-1945)
Demokrat Parti (1946-1960)
Eşi Fatma Berin Menderes (1929-1961)
Bitirdiği okul Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Mesleği Siyasetçi, Hukukçu, Milletvekili
İmzası
Askerî hizmeti
Bağlılığı  Türkiye
Hizmet yılları 1919-1923
Rütbesi Asteğmen
Çatışma/savaşları Türk Kurtuluş Savaşı
Ödülleri

Ali Adnan Ertekin Menderes (1899, Aydın – 17 Eylül 1961, Bursa), 1950-60 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanlığını yapmış, İstiklal Madalyası sahibi Türk siyasetçi, devlet adamı ve hukukçu. Başbakanlık görevini 1950–1960 yılları arasında sürdürmüştür. Demokrat Parti'nin (DP) kurucuları arasında yer almıştır ve 1950–1960 yılları arasında genel başkanlık görevini üstlenmiştir. 27 Mayıs darbesi'nin ardından, 17 Eylül 1961 tarihinde asılarak idam edilen[1] tek Türkiye Başbakanıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes ve onunla beraber idam edilenlere itibarlarını iade etmiştir.[2]

Siyasal kariyerine Serbest Cumhuriyet Fırkası'nda başlamış olan Menderes, partinin kendini feshetmesinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) katılmıştır ve ilk defa 1931 Türkiye genel seçimleri'nde Aydın milletvekili olarak meclise girmiştir. Ayrıca 1935, 1939 ve 1943 Türkiye genel seçimleri'nde de CHP Aydın milletvekili olarak tekrar meclise girmiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün ardından CHP'nin başına geçen İsmet İnönü'nün bütün üretim araçlarını devletleştirme faaliyetlerine karşı çıkmıştır. Dörtlü Takrir olayı ve parti içi muhalefetten dolayı 1945 yılında CHP'den ihraç edilmiştir.

1945'te, CHP'den birlikte ihraç edildikleri arkadaşları Celâl Bayar, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan ile Demokrat Parti'yi kurmuştur. Parti katıldığı ilk seçimde TBMM'de 61 sandalye kazanmıştır. 1950 Türkiye genel seçimleri'nde DP %52.7, CHP ise %39.4 oy almıştır. DP 13 puan farkla kazanmıştı ancak seçimde kullanılan çoğunluk sistemi nedeniyle DP 420, CHP ise sadece 63 milletvekili çıkarmıştır. 19. Türkiye Hükûmeti'ni kurarak başbakanlık görevine başlamıştır. Bu görevini 1960 yılına kadar sürdürmüştür. Başbakanlığı döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yıllık %7.8 oranında büyüdü ve Türkiye'nin GSMH'si Dünya toplamının binde 6.43'ünden, binde 7.52'sine yükselmiştir. 27 Mayıs Darbesi'nden sonra Yüksek Adalet Divanı 9 ay 27 gün süren yargılama süreci sonunda idam cezasına çarptırılmış ve 17 Eylül 1961 tarihinde idam edilmiştir.

Çocukluk ve gençlik yılları

1899'da, Aydınlı toprak ağası varlıklı bir çiftçinin oğlu olarak doğdu. Doğduğu yere ait bilgi Aydın'da doğduğu ile ilgilidir; ancak nüfus cüzdanında İzmir geçer. Kırım Tatarı asıllı olan büyük babası Hacı Ali Paşa Konya'dan Tire taraflarına göç etmiştir[3] İbrahim Ethem Bey ile Tevfika Hanım'ın oğludur. Kız kardeşi Melike küçük yaşta ölmüştür. I. Dünya Savaşı öncesinde önce Karşıyaka'da forvet, daha sonra Altay'da kalecilik olmak üzere futbol oynadı. İlkokuldan sonra, İzmir Amerikan Koleji'nden mezun oldu. I. Dünya Savaşı'nda yedeksubay eğitimi gördü, fakat zehirli sıtma hastalığına yakalandığı için cepheye gidemedi. Kurtuluş Savaşı'na katıldı ve İstiklal Madalyası aldı.[4] İzmir'in ünlü ailelerinden, Evliyazade Fatma Berin Hanım (1905 - 22 Nisan 1994) ile evlenmiş, ondan Yüksel, Mutlu, Aydın olmak üzere üç oğlu olmuştur.

Milletvekili seçildikten sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne devam etti ve 1935 yılında mezun oldu.

Siyasi hayatı

Cumhuriyet Halk Partisi dönemi

Serbest Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı Fethi Okyar, partinin Aydın İl Başkanı Adnan Menderes ve parti üyeleri

Aydın'da, 1930'da, kısa süreli Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın bir kolunu organize etti. Partinin kendini feshetmesinden sonra Cumhuriyet Halk Partisi'ne geçti. Daha sonra 1931 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden Aydın milletvekili seçildi.[5] Atatürk'ün ölümünden sonra İnönü CHP'nin başına geçince İnönü'nün bütün üretim araçlarını devletleştirme faaliyetlerine karşı çıktı. Menderes en sert çıkışını ise "çiftçiyi topraklandırma yasası" görüşülürken yaptı. Mevcut tasarının 6. maddesi devlet elindeki topraklarla birlikte o bölgedeki toprak ağalarının elindeki toprakların tarıma elverişli yerlerde 5.000 dekardan elverişsiz yerlerde ise 2.000 dekardan fazlasının kamulaştırılıp köylüye dağıtılmasını öngörüyordu. Menderes (Menderes'in kendisi de bir toprak ağasıydı. Aydın'daki 30.000 dönümlük Çakırbeyli Çiftliği Menderes'e dedesinden kalmıştı.) ve diğer bazı milletvekilleri, özel mülkiyete tecavüz edilmek istendiğini belirterek bu tasarıya karşı çıktılar. Bu tasarı üzerine Menderes, Türkiye'de zaten tüm arazilerin %70'ten fazlasının devletin mülkiyetinde olduğunu ve İsmet Paşa'nın geriye kalan özel mülkleri de devletleştirerek Sovyetler Birliğindeki gibi tarımı kolhozlaştırmak istediğini açıklayarak üç arkadaşıyla birlikte Dörtlü Takriri verdi.[6] Dörtlü takrir olayı ve parti içi muhalefetten dolayı 1945 yılında CHP'den ihraç edildi.

Demokrat Parti dönemi

Adnan Menderes'in 1958 model Buick Roadmaster 75 serisi makam aracı.

7 Aralık 1945'te, CHP'den birlikte ihraç edildikleri arkadaşları Celâl Bayar, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan ile Demokrat Parti'yi kurdu. 1947'de yapılması gereken seçimler CHP tarafından bir yıl öne alındı. Bu seçimleri CHP %85 oy oranı ile kazandığını ilan etti ancak seçimlerde "açık oy - gizli tasnif" usulü uygulandığı için seçimlerin şaibeli olduğu iddia edildi. 1946 seçimlerinden sonra muhalefet ve iktidarın arasında şiddetli kavgalar görülmeye başladı. DP ve CHP'nin arası günden güne açılıyordu. Ancak Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 12 Temmuz 1947'de yayımladığı 12 Temmuz Beyannamesi ile CHP içindeki sertlik yanlılarını durdurdu. Muhalefete karşı sert bir tutum takınan başbakan Recep Peker istifa etti. Demokrat Parti genel başkanı Celal Bayar da, dönemin "Milli Şef"i İsmet İnönü'nün demokratik seçimlere izin vermesini sağlamak için "Devr-i Sabık yaratmayacağız" dedi (yani iktidara geldikten sonra yapılan yanlışların ve yolsuzlukların hesabını sormayacağız). Bunun üzerine bazı DP'liler partilerinden istifa ederek, 19 Temmuz 1948'de Mareşal Fevzi Çakmak önderliğinde, Osman Bölükbaşı ile birlikte Millet Partisi'ni kurdular.

1950 yılında seçimlerden önce seçim yasası da değiştirilerek seçimlerde yargı güvencesi ve "gizli oy - açık tasnif" sistemi getirildi.[7] 14 Mayıs 1950'de yapılan seçimlerde DP %52.7, CHP ise %39.4 oy aldı. DP 13 puan farkla kazanmıştı ancak seçimde kullanılan çoğunluk sistemi nedeniyle DP 420, CHP ise sadece 63 milletvekili çıkardı. TBMM başkanlığına Refik Koraltan, cumhurbaşkanlığına DP genel başkanı Celâl Bayar seçildi. Yeni cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Menderes'i başbakan olarak görevlendi. Aslında pek çok kişi bu görev için Fuad Köprülü'nün getirilmesini bekliyordu[8]. Yeni hükümet 22 Mayıs'ta göreve başladı. Köprülü bu kabinede dışişleri bakanı oldu. Adnan Menderes'in 10 yıllık başbakanlık döneminde Türk iç ve dış politikasında büyük değişimler oldu. 1. Menderes Hükümetinin ilk icraatı fazla masraf olduğu gerekçesiyle devlete ait otomobilleri satmak oldu. Menderes döneminde, paralara mevcut cumhurbaşkanının resminin basılması uygulamasını kaldırılmış, tekrar ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün resimleri basılmaya başlanmıştır.[9]

Daha sonra, o döneme kadar Türkçe okunan ezanın Arapça okunması serbest bırakıldı. Yeni kurulan DP hükûmeti, 6 Haziran 1950'de, askeri darbe planladıkları[10] gerekçesiyle başta Genelkurmay Başkanı Nafiz Gürman olmak üzere bütün üst komuta kademesi dâhil olmak üzere 15 general ve 150 albayı re'sen emekliye sevk etti.[11]

1951 yılında Menderes hükümeti Türkiye'nin Kore Savaşı'nda Birleşmiş Milletler kuvvetlerine Türk Tugayı ile katılmasına karar vererek CHP'liler tarafından çok tartışılan bir karara imza attı. Bu, aslında Türkiye'nin Soğuk Savaş'ta Batı Bloğu tarafında yer aldığını göstermek için yaptığı bir siyasi manevraydı. Bunun neticesinde, Türkiye 1952'de NATO'ya tam üye olarak kabul edildi. Aynı yıl NATO'nun isteği üzerine komünizme karşı gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulu, daha sonraki adıyla Özel Harp Dairesi kuruldu.

1953 yılında CHP'nin tek-parti iktidarı sırasında edindiği malları haczedildi ve hazineye aktarıldı. Halkevleri kapatıldı ve Köy Enstitüleri Öğretmen Okulları'na dönüştürüldü.[12]

1950-1954 yıllarında Türkiye ekonomide kalkınma dönemine girdi. Bu dönemde serbest piyasa ekonomisine geçişe hız verildi. Yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi. Yabancı sermayeyi teşvik yasası çıkarıldı. Gelen krediler özellikle tarım alanında kullanmaya başlandı. Tarımda makineleşme çalışmaları yoğunlaştırıldı. Marshall Planı'nın da katkısıyla ülkede yeni sanayi tesisleri kuruldu. 1954 yılında Türkiye Vakıflar Bankası kuruldu. Bu dönemde Türkiye'nin gayri safi milli hasılası yılda ortalama %9 oranında büyüdü.

2 Mayıs 1954 tarihinde yapılan seçimlerde DP büyük bir zafer kazandı. Oyların %57'sini alarak iktidarını tek başına devam ettirdi. Bu oy oranı, 150 yıldan beri fasılalarla batılılaşmaya, modernleşmeye ve demokrasiyi uygulamaya çalışan Türkiye tarihinde demokratik bir seçimde bir siyasi parti tarafından ulaşılan en yüksek orandı ve bir daha da bu orana ulaşılamadı. DP 502, CHP %35,9 oy oranı ile 31, CMP %4 oy oranı ile 5, bağımsızlar 3 milletvekili çıkardı. 17 Mayıs'ta Menderes 3. kabinesini açıkladı. Bu kez kendisine daha yakın isimleri bakan olarak seçmişti çünkü önceki 4 yıl içinde İçişleri Bakanı 5, İşletmeler Bakanı 5, Çalışma Bakanı 5, Ulaştırma Bakanı 4, Gümrük ve Tekel Bakanı 4 kez değişmişti.

1955 yılında ekonomide tıkanmalar başlamıştı. Dış borçlar giderek artıyordu, ödeme dengesi bozulmuştu, döviz girişi yeterli değildi. Bu durum ülkede çeşitli sıkıntılara neden olmaya başladı. DP meclis grubunda ekonomik gelişmeler nedeniyle huzursuzluk giderek artıyordu. Yine bu dönemde Birleşik Krallık'ın, egemenliği altında bulunan Kıbrıs'tan yeni düzenlemeler yaparak çekilmek istemesi üzerine 29 Ağustos 1955'de Londra'da Yunanistan, Birleşik Krallık ve Türkiye arasında üçlü görüşmeler başladı. Görüşmelerin ilk turunda hiçbir sonuç alınamadı. Yunanistan adanın kendi kaderini kendisinin belirlemesi gerektiğini, Birleşik Krallık üçlü bir askeri yönetimi, Türkiye ise statüko bozulacaksa adanın kendisine verilmesini istiyordu.

Bu arada Kıbrıs'ta 1 Nisan 1955'te faaliyete geçen ve Kıbrıslı Türklere saldırmaya başlayan, Türk köylerini yakıp yıkan, EOKA'ya karşı, Türk halkının savunmasını yapacak bir örgütlenme ihtiyacı duyan Kıbrıs Türkleri, çeşitli küçük mukavemet grupları oluşturmuştu. 27 Temmuz 1957'de Adnan Menderes'in talimatı ile Hariciye Vekili (Dışişleri Bakanı) Fatin Rüştü Zorlu ve Korgeneral Daniş Karabelen'in önderliğinde Rıza Vuruşkan, Burhan Nalbantoğlu, Rauf Denktaş ve Kemal Tanrısevdi tarafından Lefkoşa’da Türk Mukavemet Teşkilatı kuruldu. Menderes tarafından örtülü ödenekten finanse edilen TMT, küçük grupları birleştirerek, tüm Kıbrıs adasına yaygın, her Türk köyünde varlık gösteren, Rumların EOKA örgütüne karşı çarpışan güçlü bir mukavemet teşkilatı olmuştur.

6-7 Eylül Olayları

Kıbrıs konusunda Londra'da ikinci tur görüşmeler yapılırken 6 Eylül 1955 gecesi İstanbul'da bazı gazetelerin Selanik'te Atatürk'ün evine bomba atıldığını yazması üzerine azınlıklara karşı olaylar çıktı. Ağırlıklı olarak Rumlara karşı yönelen olaylarda 73 kilise, 8 ayazma, 1 havra, 2 manastır, 4.340 dükkân, 110 otel ve lokanta, 21 fabrika ve 3.600 ev saldırıya uğradı, 1 papaz olaylar sırasında öldürüldü[13]. Tarihe 6-7 Eylül Olayları olarak geçen bu olaylar sebebiyle TBMM olağanüstü toplandı. DP İstanbul milletvekili Aleksandros Hacopulos Olayların oluş şekli tertip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. dedi ve kolluk kuvvetlerin olaylar sırasında gösterdiği kayıtsızlığa dikkat çekti. Bunun üzerine hükümet adına konuşan Başbakan yardımcısı Fuad Köprülü hükümetin olaylardan haberi olduğunu ancak gün ve saatinin muayyen olmadığını açıkladı. Bugün hâlâ 6-7 Eylül Olayları'nın DP hükümeti-Özel Harp emri ve bilgisi dahilinde bir tertip olduğu, çeşitli çevrelerce ve Özel Harp Dairesi eski başkanlarından Em. Org. Sabri Yirmibeşoğlu tarafından da doğrulanmaktadır.[14]

6-7 Eylül Olayları sonrasında bazı milletvekillerinin ceza yasasına ispat hakkı getirilmesini istemesi kargaşaya yol açtı. Hükümetin karşı çıktığı yasa tasarısının kabulü için çalışan 9 milletvekili DP'den ihraç edildi. Bunun üzerine 10 milletvekili de DP'den istifa etti. 15 Ekim 1955'te DP büyük kongresi yapıldı ve Menderes tekrar genel başkan seçildi. 22 Kasım 1955'te toplanan DP Meclis Grubu izlenen ekonomi politikaları ile ilgili gensoru açılmasını kabul etti. 29 Kasım'da grup tekrar topladı. Toplantıda meclis grubunun istifa baskılarına dayanamayan Ticaret ve Ekonomi Bakanı Sıtkı Yırcalı ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan istifa etti. Grup daha sonra kürsüye Fatin Rüştü Zorlu'yu çağırdı ve Döviz Komitesi üyesi de olan Dışişleri Bakanı'nın bütün görevlerinden istifa etmesi için tempo tutmaya başladı. Bunun üzerine Fatin Rüştü Zorlu bütün görevlerinden istifa etti. Daha sonra Menderes'i alkışlarla karşılayan grup 3 bakanı indirdikten sonra güvenoyu verdi. Aralarında Hüsamettin Cindoruk'un da bulunduğu, DP'den istifa edenler 20 Aralık 1955'te siyasal alanda liberal, iktisadi anlamda devletçi Hürriyet Partisi'ni (HP) kurdu. Mecliste siyaset sertleşmeye başlamıştı. 7 Eylül 1957'de Fuad Köprülü DP'den istifa etti. Hükümet seçimleri bir yıl erkene aldı, Seçim Yasası'nı değiştirerek seçimlerde partilerin ittifak yapmasını önleyecek maddeler ve partisinden istifa eden bir kişinin 6 ay geçmeden başka bir partiden milletvekili seçilmesini engelleyecek bir madde ekledi. Basın bu maddeye "Köprülü Maddesi" adını taktı. 27 Ekim 1957'de seçimler yapıldı. DP %48 oy alarak 424 milletvekili çıkardı. CHP %41 oy oranı ile 186, HP ve CKMP ise 4'er milletvekili ile meclise girdi. Bu durumda muhalefet %52 oy oranı ile 178 sandalye, DP ise %48 oy oranı ile ile 424 sandalye almış oluyordu. Bu yüzden muhalefet azınlık iktidarı deyimini kullanmaya başladı.

Menderes 1957 seçimlerinden sonra İstanbul'da imar çalışmalarına ağırlık verdi ve Barbaros Bulvarı, Büyükdere Caddesi, Vatan Caddesi, Millet Caddesi ve Edirne Asfaltı (şimdiki E-5 otoyolu) yollarını açtı. Bu arada, en ileri teknolojilerin Türkiye'ye getirilmesi ve yeni nesillere öğretilmesi için Amerikan Ford Vakfı'nın yardımıyla Ankara'da Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ni, Trabzon'da da Karadeniz Teknik Üniversitesi'ni kurdu.[15] Böylece, 1773 yılında Padişah I. Abdülhamit tarafından "Mühendishane-i Bahr-i Hümayun" adıyla kurulan İstanbul Teknik Üniversitesinden 180 sene sonra Türkiye'de iki tane daha teknik üniversite kurulmuş oldu.

ABD başkanı Dwight D. Eisenhower, cumhurbaşkanı Celal Bayar ve başbakan Adnan Menderes ile Çankaya Köşkü'nde (Aralık 1959).

Uçak kazası

17 Şubat 1959'da Kıbrıs konusunda Yunanistan'la imzalanan ikili antlaşmanın ardından üçlü görüşmeler için Birleşik Krallık'a giden Menderes'in, uçağının Londra Gatwick Havalimanı yakınlarında alçalırken düşüp parçalanmasına karşın kazadan yara almadan kurtulması ise muhalefetle kısa süreli bir yumuşamaya yol açtı.[16][17][18]

1959 yılında Menderes Hükümeti'nin ortaklık anlaşmasını imzalamasıyla Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.

Ekonomi politikaları

Menderes iktidarlarının önceki döneminde alınan borçların geri ödenememesi ve dış ticaret açığının çok artması yüzünden 1958 yılından itibaren Türkiye ekonomisi zorluklar yaşamaya başladı. Cumhuriyet tarihinin en yüksek oranlı devaülasyonu yapıldı, dolar 2 liradan 9 liraya çıkarıldı. Türkiye 600 milyon dolar dış borcunu ödeyemeyeceğini açıklayarak moratoryum (borçların ödenemeyeceği ve yeni bir ödeme planına bağlanması ilanı) ilan etti ve IMF ilk stand-by anlaşması imzalandı.[19][20]. Menderes, liberal ve dışa açık bir iktisat görüşüne sahipti, özel girişime geçmiş iktidarlara göre daha fazla serbesti tanıdı. Ekonomik girişimleri önceleri toplumun yoksul kesimini mutlu etti, ancak uzun vadede ekonominin dengesi bozuldu, aşırı dış alıma sebep oldu. Sanayileşme ve ekonomik gelişmeyle birlikte kırsal kesimden İstanbul gibi büyük şehirlere göç hızlandı. Bu yüzden büyük şehirlerde ilk gecekondu mahalleleri oluşmaya başladı. Menderes, en çok eleştiriyi, dışa bağımlılık politikaları yüzünden almıştır. Tek parti döneminde kurulan bazı traktör ve basma fabrikaları Menderes döneminde özelleştirildi veya ekonomik olmadıkları için kapatıldı. Nuri Demirağ tarafından kurulduktan sonra İsmet İnönü tarafından devletleştirme kapsamına alınan uçak ve uçak motoru fabrikaları, Eskişehir tank fabrikası ve Kırıkkale silah fabrikası Menderes döneminde NATO standartlarına uymadıkları gerekçisiyle kapatıldılar. Nuri Demirağ, THK aleyhine açtığı davasını kaybettikten sonra, Türkiye'de adalet kavramının gelişmesi için tek-parti diktatörlüğünün devrilerek çok-partili demokratik düzenin getirilmesi gerektiğine inanmıştı. Bu düşünceyle siyasete atıldı. 1945 yılında Türkiye’nin ilk muhalafet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’ni kurdu. Parti, 1946 ve 1950 seçimlerinde meclise giremedi. 1954 seçimlerinde Demokrat Parti'den adaylığını koydu, Sivas milletvekili oldu.

1930'ların sonlarında başlatılan Banknot Matbaası kurma işi İkinci Dünya Savaşı nedeniyle aksadı; ancak 1951 yılında kuruluş süreci yeniden başlatıldı ve 1958 yılında Ankara'da Banknot Matbaası kurularak, ilk banknotların Birleşik Krallık'ta basılmaya başlanmasından 120 sene sonra Türkiye Cumhuriyeti banknotlarının artık Türkiye'de basılması sağlandı.[21]

Menderes'in Başbakan olarak tek başına iktidarda bulunduğu 1950-1960 döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yıllık %7.8 oranında büyüdü ve Türkiye'nin GSMH'si Dünya toplamının binde 6.43'ünden, binde 7.52'sine yükseldi.[22]

Eleştiriler

İlk olarak CHP hükümetinin 1948'de kurduğu imam hatip kursları imam hatip liselerine dönüştürüldü, bunların sayıları arttı.

Menderes'in 1957 seçimleri öncesinde bazı bakanlarıyla beraber Said Nursî'yi ziyarete gitmesi gibi olaylar, bazı çevreler tarafından irticayı hortlatmakla ve oy avcılığıyla suçlandı. Eleştirilen bir diğer nokta ise, Türkiye'nin dış politikada NATO ile birlikte hareket etmesi ve Cezayir'in bağımsızlık savaşı sırasında Fransa'nın iç meselesi olduğu görüşünün benimsenip 1958'deki Cezayir'in bağımsızlığı oylamasında çekimser oy kullanılmasıdır.[23]

27 Mayıs dönemi

Adnan Menderes (3 Şubat 1958 tarihli 'Time' dergisi kapağı)

1955 Yılından itibaren ekonomideki sıkıntıların ve 6-7 Eylül olayları gibi sebeplerle ülkede siyaset sertleşmeye başladı. 1954 seçimleride Osman Bölükbaşı'yı tekrar milletvekili seçtiği için Kırşehir ilçe yapıldı (Adnan Menderes konuyla ilgili mecliste "Türkiye'nin hiçbir vilayetinde yüzde 3'ten fazla oy almayan bir partiye mensup milletvekilini iki seçimde de seçen Kırşehir'in, bir içtimai ve siyasi bünye itibariyle anormallik göstermekte olduğunu inkâr etmek mümkün değildir, evet biz açık konuşuruz" şeklinde konuşmuş ve Osman Bölükbaşı da cevaben; "Vilayeti kaldırdınız, bizi de kaldırın da zulmünüz tamam olsun"[24] demiştir.) Ayrıca İsmet İnönü'nün seçim bölgesi Malatya ikiye bölünüp Adıyaman vilayeti kuruldu. İktidara karşı yazılar yazan 83 yaşındaki Hüseyin Cahit Yalçın dâhil, gazeteciler birer birer hapise atılmaya başlandı. Adalet Bakanı Esat Budakoğlu TBMM'de muhalefetin soru önergesi üzerine 1954-1958 yılları arasında 238 gazeteci'nin iktidara karşı yazılar yazmak suçundan mahkûm olduğunu açıkladı. CHP ve Hürriyet Partisi'nin birleşme çabası karşısında DP'liler 1957 seçimlerinden önce seçim yasasını değiştirerek partilerin ittifak yapmasının önleyen maddeler eklendi ve DP'den istifa eden Fuad Köprülü'nün başka bir partiden milletvekili seçilmesini engellemek için partisinden istifa eden bir kişinin 6 ay geçmeden bir başka partiden milletvekili olamayacağı şeklinde bir hüküm kondu.

1959 yılında ABD'ye bir gezi yaparak ilave maddi kaynaklar isteyen Menderes'e, artık Marshall Yardımı fonlarının bitmek üzere olduğu hatırlatıldı ve istekleri reddedildi. 1961 seçimleri öncesinde İskenderun Demir-Çelik, Seydişehir Alüminyum, Keban Barajı ve İstanbul Boğaziçi Köprüsü gibi tesislerin temellerini atmak isteyen Menderes, yakın arkadaşı ve bakanı Dr. Lütfi Kırdar'ı nabız yoklamak için Sovyetler Birliği'ne gönderdi. Sovyetler Birliği'nin konuya olumlu yaklaşması üzerine, Menderes de Temmuz 1960'da Moskova'ya giderek, orada kredi anlaşmalarını imzalamaya karar verdi[25].

Bu arada DP Vatan Cephesi'ni[26] kurdu. Artık radyoda her gece Vatan Cephesi'ne katılanların isimleri okunuyordu. Bu olay karşısında İstanbul'da bazı vatandaşlar ajans haberlerini dinlemeyenler derneği'ni kurdular. Bu tarz olayların yaşanması ülkeyi kamplaşmaya itti. 1960 yılında ise muhalefet ve iktidar arasındaki ilişkiler kopma noktasına geldi. CHP genel başkanı İsmet İnönü 29 Nisan'da seçim gezisine gittiği Uşak'ta DP binasından atılan çay bardağının İsmet Paşa'nın yanındaki bir gazeteciye isabet etmesiyle başlayan olaylar ve benzerinin İstanbul'da da yaşanması üzerine CHP parti grubu Başbakan ve İçişleri Bakanı hakkında soruşturma önergesi verdi ancak DP'lilerin çoğunlukta olduğu meclis bu önergeyi reddetti. Bir başka gerginlik ise 9 Mayıs'ta Menderes hükümetinin ABD ile yaptığı ikili anlaşmaları meclisin kabul ettiği oturumda yaşandı. Muhalefetin milletvekilleri ABD ordusu'nın doğrudan veya dolaylı bir saldırı karşısında Türk topraklarına gelmesi gibi hükümlerin yer aldığı ikili anlaşmalara karşıydılar ve böyle anlaşmaların hiçbir Avrupa ülkesi ile yapılmadığının altını çiziyorlardı.

CHP'li bazı milletvekillerinin bazı cuntacı subaylarla sürekli temas halinde olduğu istihbaratını alan Hükümet, bu durumu soruşturmak için "Tahkikat Komisyonu"nu kurdu. 15 DP milletvekilinden oluşan komisyon hem suçlama hem de yargılama hakkına sahipti ve kararlarına itiraz edilemiyordu. Ayrıca uygun gördüğü toplantıları ve yayınları yasaklama hakkına sahipti. Komisyonun ilk işi Muhalefet partisi CHP aleyhine soruşturma açmak oldu. Bu durum karşısında "bu yolda devam ederseniz sizi ben de kurtaramam" dediği ve birkaç ay önce Güney Kore'de gerçekleşen askeri darbeye gönderme yaparak "Türk ordusu Kore ordusundan daha az şerefli değildir" diye konuştuğu için TBMM tarafından, "askeri darbeyi teşvik ettiği" gerekçesiyle İsmet İnönü'ye 12 oturum meclisten men cezası verildi. CHP Meclis Grubu'nun duruma itiraz etmesiyle olaylar iyice büyüdü ve sonunda CHP milletvekilleri polis zoruyla meclisten çıkartıldı. Meclis dışında ise üniversitelerde hükümete karşı protestolar düzenleniyordu ve 28 Nisan 1960 tarihinde İstanbul Üniversitesi öğrencisi Turan Emeksiz hükümete karşı İstanbul Üniversitesi'nde düzenlenen bir protesto mitinginde polisin açtığı ateş sonucu öldü. Hüseyin Onur ise sol bacağı kesilerek kurtarıldı. Hukukun üstünlüğünü savunan Yargıtay Başkanı Bedri Köker, Yargıtay Başsavcısı Rifat Alabay, Yargıtay 2. Başkanlarından Haydar Yücekök, Yargıtay Üyeleri Melehat Ruacan, Kamil Çoşkunoğlu, Faik Uras ve İlhan Dizdaroğlu 'görülen lüzum üzerine' re'sen günde emekliye sevkedildiler[27]. 5 mayıs 1960'ta Ankara Kızılay Meydanı'nında 555K parolasıyla büyük bir protesto mitingi düzenlendi. 21 Mayıs'ta ise Harp Okulu öğrencileri ve subaylardan oluşan yaklaşık 1000 kişi Ankara'da hükümet aleyhinde sessiz bir yürüyüş yaptı[10][28][29].

Sonunda 27 Mayıs 1960 sabaha karşı saat 4'te radyoda Kurmay Albay Alparslan Türkeş TSK olarak yönetime el koyduklarını belirtti ve askeri darbenin sebeplerini bir radyo bildirisi ile halka duyurdu. Menderes ise 27 Mayıs 1960 günü Kütahya'da Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara'ya götürüldü. Daha sonra da ve diğer tutuklu Demokrat Parti üyeleri ile birlikte Yassıada'da hapsedildi.[30] Darbeci subaylar ise Cemal Gürsel başkanlığında kurulan Milli Birlik Komitesi ve kurucu meclis ile beraber ülke yönetimini devraldı. Yeni bir anayasa oluşturulması için ülkenin önde gelen hukuk profesörlerinden bir anayasa komisyonu kuruldu. Menderes ve diğer DP üyeleri ise bulundukları Yassıada'da kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından yargılanmaya başladı. Yapılan oturumlar her gece radyoda Yassıada Saati programında halka duyuruluyordu. 9 Temmuz 1961 tarihinde Anayasa Komisyonu'nun hazırladığı yeni anayasa için yapılan halk oylamasında %61,7 oy oranı ile kabul edilerek yürürlüğe girdi.[31][32] 1961 Anayasası'nın referandum sürecinde, hayır oyu yönünde propaganda yapmak serbest olmadığı halde,[33] Aydın, Bolu, Bursa, Çorum, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Sakarya, Samsun ve Zonguldak vilayetlerinde 1961 Anayasası çoğunluk tarafından reddedildi.

Menderes'e yöneltilen suçlamalar

Menderes, 13 ayrı davadan yargılandı ve Bebek Davası dışındaki bütün davalardan suçlu bulundu.[35]

İdamı

27 Mayıs darbesini yapan cuntacıların özel olarak kurdukları mahkeme olan Yüksek Adalet Divanı 9 ay 27 gün süren yargılama süreci sonunda 14 kişinin idamına, 31 kişinin de ömür boyu hapse mahkûm edilmesine karar verdi. Geri kalan 418 sanığa ise 6 ay ile 20 yıl arasında değişen hapis cezaları veya beraat kararı verildi. Akabinde Pakistan devlet başkanı Muhammed Eyüb Han ve İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, Amerika Birleşik Devletleri başkanı Kennedy, Fransa cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, Birleşik Krallık Kraliçesi II. Elizabeth, Almanya Başbakanı Konrad Adenauer idamların durdurulması için Cemal Gürsel başkanlığındaki Milli Birlik Komitesi'ne çağrıda bulundular. Cemal Gürsel başkanlığındaki Milli Birlik Komitesi; Celâl Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındakilerin idam cezasını affetti. Celâl Bayar'ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961 tarihinde ve adet olduğu üzere sabaha karşı, o gün başarısız bir intihar teşebbüsünde bulunan, tutanaklara da geçen; tutuklu kaldığı süre içerisinde görevli bazı askerlerce sözlü ve fiziksel olarak şiddet gören[36] Adnan Menderes ise İmralı Adası'nda 17 Eylül 1961'de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alınmasının akabinde, öğleden sonra saat 13:21'de idam edildi.[37] O dönem iktidara gelenlerin talebiyle idamlar yargı mensubu Salim Başol tarafından onaylanmıştır.

Ölümünden sonra

Adnan Menderes'in Topkapı, İstanbul'da bulunan anıt mezarı

Ölümünden yalnızca 29 gün sonra yapılan 1961 seçimlerinde Demokrat Parti'nin devamı olduğunu söyleyen Adalet Partisi, yüzde 34,8 oy oranı ile 158 milletvekili çıkardı ve yüzde 36,7 oy alan CHP'nin ardından ikinci parti oldu. 1961 seçimlerinde, Adnan Menderes'in oğlu Yüksel Menderes'i Aydın'dan milletvekili adayı gösteren Yeni Türkiye Partisi ise yüzde 13.7 oy oranı ile TBMM'de üçüncü büyük parti grubu oldu. Bunu takip eden 1965 seçimlerinde Adalet Partisi, 1961 seçimlerinde bir kısım DP oylarını alan YTP'yi de eritip %52,87 oranında oy aldı ve tek başına iktidara geldi.

Yüksek Adalet Divanı kararlarının ve Menderes, Polatkan ve Zorlu'nun idamının haklılığı ve meşruluğu uzun yıllar tartışma konusu oldu. 22 Mayıs 1987'de İmralı'daki mezarlarının nakline ve isimlerinin bazı tesislere verilmesine ilişkin yasa teklifi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.[38] Ancak Menderes ailesinin cenazelerin devlet töreniyle naklini istemesi ve bu talebin kabul görmemesi nedeniyle nakil gerçekleşemedi.[39] Sonunda 11 Nisan 1990'da, Adnan Menderes ve onunla birlikte idam edilen arkadaşlarının İmralı'daki mezarlarının Bakanlar Kurulu'nun uygun göreceği bir yere devlet töreni ile nakledilmesini öngören yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Aynı kanun ile itibarları da iade edilmiş oldu.[40] Meclisteki oylamada ANAP ve DYP milletvekilleri evet oyu kullanırken Sosyaldemokrat Halkçı Partililerin büyük çoğunluğu "çekimser", bir kısmı da "ret" oyu kullandı.[41] Aynı gün DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel ve arkadaşlarının Yassıada kararlarının yok sayılması, Menderes ve arkadaşlarının adli sicil kayıtlarının silinmesine ilişkin yasa önergesi ise ANAP'lıların oyları ile reddedildi.[41] Naaşları, 29. ölüm yıldönümü olan 17 Eylül 1990 tarihinde İmralı'dan dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve yüzbinlerce vatandaşın katıldığı bir törenle İstanbul, Topkapı'da, Vatan Caddesi ile Topkapı Mezarlığı arasında kendisi ile birlikte Polatkan ve Zorlu için yapılan anıt mezara nakledildi. Menderes'in 1958 yılında hizmete açtığı bu caddenin adı 1994 yılında dönemin belediye başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teklifiyle Adnan Menderes Bulvarı olarak değiştirildi.

Menderes'in adı, İzmir'deki uluslararası havalimanına (Adnan Menderes Havalimanı), Aydın'da kurulan üniversiteye (Adnan Menderes Üniversitesi), İstanbul'daki Adnan Menderes Bulvarı, Adana'da ise kendi yaptırdığı Seyhan Barajı'nın gölü kıyısındaki Adnan Menderes Bulvarı dâhil Türkiye'nin birçok şehrinde çeşitli caddelere verildi.

Özel yaşamı

1929'da Berin Menderes ile evlenen Menderes'in bu evlilikten üç çocuğu oldu. Büyük oğlu Yüksel Menderes, Dışişleri Bakanlığı'nda görev yaptıktan sonra siyasete atılarak Adalet Partisi'nden (AP) iki dönem üst üste Aydın milletvekili seçildi. 8 Mart 1972'de Ankara'daki evinde intihar ederek yaşamına son verdi. Ortanca oğlu Mutlu Menderes ise bir dönem Demokratik Parti'den, bir dönem de AP'den Aydın milletvekili seçildi. 1 Mart 1978'de, Ankara'da geçirdiği trafik kazasında yaşamını kaybetti.[42] Küçük oğlu Aydın Menderes de uzun yıllar siyasetle ilgilendi. 1996 yılında geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamının son 15 yılını felçli olarak geçiren Aydın Menderes, 2011 yılında öldü.[43] Adnan Menderes'in, ikisi Yüksel Menderes'ten, biri de Mutlu Menderes'ten olmak üzere üç torunu vardır.

Adnan Menderes 1950'li yıllarda uzun süre opera sanatçısı Ayhan Aydan ile birliktelik yaşadı.[44] Aydan 27 Mayıs Darbesi sonrasında Yassıada Davaları'na çağrıldı; "Bebek Davası"'nda Menderes ile münasebette bulunmak ve bu münasebetten olan bebeği öldürmekle suçlandı. "Ben bu adamı sevdim" diyerek aşkını itiraf etti ve bebeğinin doğum sırasında öldüğünü anlattı. Örtülü ödenek davasında ise Adnan Menderes'in Ayhan Aydan'ın eski eşine belli aralıklarla ödeme yaptığı anlaşıldı.[45]

Kaynakça

  1. Avni Özgürel (5 Eylül 2010). "Yassıada'da infazlar öncesi son celse". Radikal. 6 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160506174728/http://www.radikal.com.tr/yazarlar/avni-ozgurel/yassiadada-infazlar-oncesi-son-celse-1017343/.
  2. "Yılmaz: Menderes'e 1990'daki iadei itibar kelimeden ibaret kaldı". Cihan Haber Ajansı. https://www.cihan.com.tr/tr/yilmaz-menderese-1990daki-iadei-itibar-kelimeden-ibaret-kaldi-887630.htm. Erişim tarihi: 2 Haziran 2016.
  3. Türkiye'nin başbakanları s.166 ,Süleyman Yeşilyurt
  4. "Adnan Menderes (1899 - 1961)". kimkimdir.gen.tr. 13 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20150913040539/http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=1480. Erişim tarihi: 7 Eylül 2009.
  5. Aydemir, Şevket Süreyya (2000 (7. basım)). Menderes'in Dramı. Remzi Kitabevi. s. 92. 975-14-0091-0.
  6. Akandere, Osman. "Bir Demokrasi Beyannamesi Olarak “Dörtlü Takrir’in” Amacı ve Mahiyeti:". 2 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20120526134742/http://www.sosyalbil.selcuk.edu.tr:80/sos_mak/makaleler/Osman%20AKANDERE/5-28.pdf.
  7. Güzel, Hasan Celal (15 Mayıs 2009). "14 Mayıs düşünceleri". Radikal. http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=936012&Yazar=HASAN. Erişim tarihi: 7 Eylül 2009.
  8. Yılmaz Çetiner (10 Kasım 2002). "Bayar’dan Menderes’e: Başbakan sensin". Milliyet. 14 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20140714110413/http://www.milliyet.com.tr/2002/11/10/siyaset/siy00.html.
  9. "E 3 - On Türk Lirası I. Tertip". Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. 22 Haziran 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20120622091110/http://www.tcmb.gov.tr:80/yeni/banknote/E3/82t.htm. Erişim tarihi: 7 Eylül 2009.
  10. 1 2 Belge, Murat (29 Mayıs 2009). "27 Mayıs üstüne bir kitap". Taraf. 1 Haziran 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20090601060826/http://www.taraf.com.tr:80/makale/5766.htm. Erişim tarihi: 7 Eylül 2009.
  11. Yalçın, Soner (4 Mart 2007). "Demokrat Parti'nin 'balans ayarı' 6 Haziran 1950 darbesi". Hürriyet. 27 Aralık 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20141227170705/http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6056843&yazarid=218. Erişim tarihi: 7 Eylül 2009.
  12. Özdemir İnce (12 Mayıs 2009). "Rifat Serdaroğlu’nun mektubu". Hürriyet. 23 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20150923055916/http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11637642.asp?yazarid=72.
  13. http://www.stargazete.com/gazete/yazar/veli-kucuk-pasamiz-jitem-ve-amiral-c-155606.htm
  14. 1 2 http://nealsak.kitapyurdu.com/kitap/79898/efendibeyazturklerinbuyuksirri.htm
  15. http://www.odtu.edu.tr/50yil/1960.php
  16. "VI - Baskı". Demirkırat: Bir Demokrasinin Doğuşu. TRT. 1989.
  17. Güven, Ali Murat (20 Şubat 2006). "Menderes´in mucizevî kurtuluşu". Yeni Şafak. 25 Ocak 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20150125014411/http://www.yenisafak.com.tr:80/arsiv/2006/subat/20/zaman.html. Erişim tarihi: 25 Ağustos 2009.
  18. Özgürel, Avni (12 Ocak 2003). "Bir uçak kazası, bir devlet". Radikal. 27 Aralık 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20141227171932/http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=62649&tarih=12/01/2003. Erişim tarihi: 25 Ağustos 2009.
  19. http://onpunto.com/ShowBlog2.aspxWeb=buzten&CId=80125
  20. http://nealsak.kitapyurdu.com/kitap/120059/kurtarilanbirulkenasilbatirilir.htm
  21. http://www.tcmb.gov.tr/yeni/egm/b001000.html
  22. http://www.ggdc.net/Maddison/Historical_Statistics/horizontal-file_03-2007.xls
  23. Türkiye'nin Cezayir Konusunda Alnı Ak mı?
  24. http://tr.wikiquote.org/wiki/Osman_B%C3%B6l%C3%BCkba%C5%9F%C4%B1
  25. http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mehmet-altan/kim-kimi-neden-asti-265254.htm
  26. http://nedir.net/vatan-cephesi.html
  27. http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6240747&yazarid=72
  28. http://www.taraf.com.tr/makale/5783.htm
  29. http://www.taraf.com.tr/makale/5799.htm
  30. http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&Date=24.12.2009&ArticleID=1176324&AuthorID=75&b=Menderesin hucresi Ocalaninkinden kucuktu&a=Can Dündar&ver=71
  31. http://www.anayasa.gen.tr/1961ay.htm
  32. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=233026
  33. http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/news-26556-173-darbe-meclisleri.html
  34. http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2009/05/25/cignenecekse_biz_cigneriz_size_ne_oluyor
  35. Adnan Menderes KimKimdir.net. Erişim: 24 Mayıs 2009
  36. "İşte Adnan Menderes'e işkencenin belgeleri.". A Haber. 13 Nisan 2015. 21 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20151221141202/http://www.ahaber.com.tr/tarih/2015/04/13/iste-adnan-menderese-iskencenin-belgeleri.
  37. "17 Eylül 1961 - Adnan Menderes İmralı adasında idam edildi". Tarihte Bugün. 16 Mart 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20150316105515/http://www.tarihtebugun.org/17298-17-eylul-1961_Adnan_Menderes_imrali_adasinda_idam_edildi.html. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2016.
  38. Milliyet, 23 Mayıs 1987
  39. Milliyet, 5 Eylül 1989
  40. http://www.msb.mil.tr/anasayfa/html/Bakanlar/BakanPotre/AMenderesB.htm
  41. 1 2 Milliyet, 12 Nisan 1990
  42. Milliyet, 2 Mart 1978
  43. "Son oğul Aydın Menderes vefat etti". Hürriyet. 9 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20150509073403/http://www.hurriyet.com.tr:80/gundem/19532639.asp. Erişim tarihi: 24 Aralık 2011.
  44. Can Dündar’ın kaleminden Ayhan Aydan, URL erişim:20 Şubat 2009
  45. İşte, Menderes'in "Bebek Davası" Tutanakları, URL erişim:22 Haziran 2008

Dış bağlantılar

Siyasi görevi
Önce gelen:
Şemsettin Günaltay
Türkiye Başbakanı
22 Mayıs 1950 - 27 Mayıs 1960
Sonra gelen:
Cemal Gürsel
Önce gelen:
Mehmet Fuad Köprülü
Türkiye Dışişleri Bakanı (vekil)
15 Nisan 1955 - 9 Aralık 1955
Sonra gelen:
Fatin Rüştü Zorlu
Önce gelen:
Mehmet Fuad Köprülü (vekil)
Türkiye Millî Savunma Bakanı (vekil)
9 Aralık 1955 - 28 Temmuz 1957
Sonra gelen:
Hasan Şemi Ergin
Parti siyasi görevi
Önce gelen:
Celâl Bayar
Demokrat Parti Genel Başkanı
9 Haziran 1950 - 27 Mayıs 1960
Sonra gelen:
Sonra gelen yoktur.
Sportif görevi
Önce gelen:
Halil Bayrak
Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi Başkanı
1937-1938
Sonra gelen:
Cemil Cahit Taner
This article is issued from Vikipedi - version of the 1/7/2017. The text is available under the Creative Commons Attribution/Share Alike but additional terms may apply for the media files.