Sovyet savaş suçları

Bu maddenin veya sayfanın tarafsızlığı konusunda kuşkular bulunmaktadır.
Ayrıntılar için lütfen ilgili tartışma sayfasına bakınız.
Şablonu çıkarmadan önce lütfen şablonun yardım sayfasını inceleyiniz. (Mart 2010‎)
Bu maddenin veya bölümün özgün araştırma, doğrulanamaz veya yorumsal ifadeler içerdiği düşünülmektedir.
Lütfen yapılan iddiaları kontrol ederek ve yeni kaynaklar ekleyerek geliştirin. Özgün araştırmadan oluşmuş ifadeler kaldırılabilir.
Ayrıntılar maddenin tartışma sayfasında bulunabilir.

Sovyet savaş suçları, Kızıl Ordu ve Sovyetler Birliği Silahlı Kuvvetleri askerlerinin işlediği savaş suçlarını ifade eder.İddialar Sovyet düzenli ordusu olan Kızıl Ordu ve iç güvenliği sağlayan NKVD birliklerini kapsar. İddia edilen suçlamaların çoğunluğu II. Dünya Savaşı sırasında, Doğu ve Orta Avrupa'da cereyan etmiştir. Bunlardan en bilineni savaş esirlerinin öldürüldüğü Katyn Katliamıdır.

Savaş suçu tanımı

Savaş suçu, savaş sırasında veya sürmekte olan savaşla bağlantılı olarak gerçekleşen suçların toplamıdır.[1] Devletlerarası savaşlarda uluslararası kanunların ihlali savaş suçu kapsamında değerlendirilirken, iç savaş gibi durumlardaki ihlaller bu kapsamda değerlendirilmeyebilmektedir. Savaş suçları arasında sayılan fiiller çeşitlidir:

Sovyetler Birliği ve Cenevre Protokolü

Sovyetler Birliği, 1907 yılında imza altına alınan I. Lahey Sözleşmesi ve devamı niteliğindeki 1925 yılında imzalanan Cenevre Protokolünü çekinceler belirterek tanımıştı.[3] Protokol hükümlerini çiğneyecek şekilde fiilen Sovyetler Birliğine karşı gelişen olası bir düşman devlet saldırısı durumunda protokol esaslarının bağlayıcı olmayacağı belirtilir. II. Dünya Savaşı Doğu Cephesi'nde nazizm ideolojisinin Rus halkını Untermensch [4] olarak gören bakış açısı Sovyetler Birliği'nin Cenevre Protokolünü rezervsiz kabul etmemesi durumuyla birleşince savaşın ilk dönemlerinde çok sayıda Sovyet askeri canlı esir alınmasına rağmen öldürülecektir. Savaşın diğer cephelerinde karşılaşılmayan bu durum karşısında Sovyet Ordusu da Almanya ve müttefiklerine karşı aynı tutumu sergileyecektir.

Rus İç Savaşı döneminde Kızıl Ordu

Ekim Devrimini izleyen dönemde Bolşevik iktidarına karşı oluşan muhalefet silahlı mücadeleye girişince patlak veren Rus İç Savaşı süresince dahil olan tüm taraflar kuralsızca savaşmış ve sivil halk dahil olmak üzere düşman kuvvetlere karşı uzlaşmasız bir tutum sergilemiştir. Bu dönemde gözlemlenen İtilaf Devletlerinin Beyaz Ordu lehine askeri müdahaleleri olan Kutup Ayısı Seferi ve Sibirya Müdahalesi sırasında sorgusuz infaz, toplu katliam gibi suçlar işlenmiştir. Özellikle Bolşevik karşıtı Çekoslovak Lejyonu, Japon silahlı kuvvetleri ve onların himayesindeki Ataman Grigori Semyonov tarafından bu tür katliamlar tekrarlanmıştır. İç Savaşın ilerlemesiyle beraber üstünlüğü geçiren Kızıl Ordu ise Beyaz Ordu birliklerinin yenilgiye uğratılmasından sonra ortaya çıkan ayaklanmalarda[5] hiç taviz vermeyerek isyanları kuvvetle bastırmaya yolunu seçmiştir.[6]

Kızıl Terör

Ekim Devrimi ile iktidarı alan Bolşeviklerin, sürmekte olan I. Dünya Savaşı sırasında Rusya İmparatorluğu'nun düşmanı olan Alman İmparatorluğu ile Barış Kararnamesi gereğince imzaladığı Brest Litovsk Antlaşması Bolşevikleri destekleyen Sol SR'lar silahlı ayaklanma kararı alacaktır. Bu kapsamda gerçekleştirilen suikastlerde önce Alman Elçisi Wilhelm von Mirbach, Petrograd Çeka lideri Moisei Uritski öldürülecek, Lenin ise ağır yaralanacaktır. Bundan sonra Eylül-Ekim 1918 döneminde Çeka tarafından Bolşevik rejim karşıtlarına yönelik şiddetli önlemler alınacaktır. Suçluların cezalandırmasında Gulag sisteminin kullanılmasına da bu sırada başlanacaktır. Bu dönemde ilan edilmiş bir savaş durumu olmadığından ötürü işlenen veya işlendiği iddia edilen suçlar savaş suçu kapsamında değerlendirilmemektedir.

II. Dünya Savaşı

Bu dönem 1939-1941 ve 1941-1945 yılları arası olarak ikiye ayrılarak incelenebilir.

1939-1941

1933 yılında Weimar Cumhuriyeti'nde iktidara gelen Adolf Hitler önderliğindeki Nazi Partisi, Almanya'nın I. Dünya Savaşı'nın sonunda yenik çıkmasının üzerine dikte ettirilen 1919 Versailles Barış Antlaşması hükümlerini reddetmeye başlamıştır. Almanya silahlanmaya yeniden başlamasının yanı sıra Ruhr bölgesini yeniden topraklarına katması ve Avusturya'nın ilhakı ile kıtada yayılmaya başlar. 1938 yılında Çekoslovakya'nın Südet bölgesini talep etmesi üzerine Sovyetler Birliği İngiltere ve Fransa'ya çağrıda bulunarak Nazi Almanyası'na karşı ittifak yapılmasını önermiş ve reddedilmiştir. Bunun ardından 29 Eylül 1938 imzalanan Münih Antlaşması ile Çekoslovakya İngiltere ve Fransa tarafından Almanya'ya hediye edilir. Kendisine doğru yaklaşan tehlikeyi gören Sovyet liderliği Ağustos 1939'da Almanya'nın girişimiyle başlatılan görüşmelerle Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı imzalanır. Bu antlaşmadan sonra Almanya Batı Cephesinde rahat hareket etmek fırsatı yakalarken Sovyetler Birliği de Baltık ülkelerini ve Polonya'yı işgal edecek ve Finlandiya'ya saldıracaktır.

Baltık devletleri

Rusya İmparatorluğu'nun birer parçası olan Estonya, Litvanya ve Letonya'da çarlık rejiminin devrilmesine neden olan 1917 Şubat Devriminden sonra bağımsızlık hareketleri ve Bolşevik akım birlikte güçlenir. Ancak bölgede bulunan Alman İmparatorluğu'nun da desteğiyle bu ülkelerdeki bağımsızlık yanlısı hareketler Estonyalı, Litvanyalı ve Letonyalı Bolşevikleri kanlı iç savaş süreçlerinin ardından yener. Bağımsızlıklarını ilan eden bu ülkeler Rus İç Savaşından galip çıkan Sovyetler Birliği ile normal uluslararası ilişkilere girseler de bağımsızlık sürecinde Bolşevik sempatizanların maruz kaldığı baskılar II. Dünya Savaşı döneminde Sovyet diplomasisi tarafından kullanılacaktır.

Polonya

1917 Şubat Devrimi öncesinde Rusya İmparatorluğu'nun bir parçası konumunda olan Polonya'da, çarlık rejiminin yıkılmasıyla beraber Baltık devletlerinde olduğu gibi bağımsızlık hareketleri güç kazandı. Sürmekte olan I. Dünya Savaşında bölgede bulunan Alman İmparatorluğu Ordusu da Polonya'ya dair planlar yapmaktaydı. Ancak I. Dünya Savaşında Almanlar yenilince bölgeden çekilecektir. Rus İç Savaşı'nı kazanan Bolşevikler ise hem Bolşevik karşıtı Józef Piłsudski rejimini devirmek hem de Ekim Devrimini Polonya üzerinden Almanya'ya yaymak amacıyla Polonya'ya saldıracaktır. Sovyet-Polonya Savaşı'nı Polonya kazanacak ve Bolşevikler kendi ülkelerinde sosyalizmi kurmak için tek ülkede sosyalizm açılımını benimseyeceklerdir.

1930'lu yıllarda Avrupa'da yükselen faşizm akımlarına karşı bölgesel bir ittifak öneren Sovyetler Birliği'nin öneriler sürekli olarak Polonya tarafından yanıtsız bırakılacaktır. Sovyetler Birliği Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktının imzalanmasından sonra 1 Eylül 1939 günü başlayan Alman saldırılarına maruz kalan Polonya'yı doğu sınırından 17 Eylül 1939 tarihinden itibaren işgal eder. Bu dönemde işbirliği sergileyen Alman (Einsatzgruppen) ve Sovyet (NKVD) birlikleri arasındaki benzerliğe Polonyalı tarihçi Tomasz Strzembosz dikkat çekmiştir[7] Sovyet işgali altında kalınan dönemde çok sayıda Polonyalı asker esir edilecektir. Katyn Katliamı sırasında öldürülen Polonyalı asker ve subaylar bu dönemde esir edilmiştir.


1941-45

Bu dönem II. Dünya Savaşı'ndaki Doğu Cephesi olarak tanımlanan bölgedeki Kızıl Ordu'ya mal edilen savaş suçu iddialarını kapsar.

Polonya

Polonya'daki Alman işgali sona erdiğinde Batı yanlısı, Londra'daki sürgündeki Polonya hükûmetine bağlı ve Bolşevik karşıtı Armia Krajowa yaklaşan Kızıl Ordu'ya karşı ülkede iktidarı almaya çalışır. Bu dönemde Armia Krajowa üyelerine karşı savaş suçu iddiaları bulunmaktadır. Ayrıca Polonyalı direnişçi Witold Pilecki'nin 1948 yılında idam edilmesinin savaş suçu olduğu iddia edilse de savaş döneminde gerçekleşmeyen ve mahkeme süreci sonucunda idam cezasına çarptırılmıştır, dolayısıyla savaş suçu kapsamında değerlendirilmemektedir.


Sovyetler Birliği

1941 yılıyla beraber saldırıya maruz kalan Sovyet toprakları Stalingrad Muharebesi ile beraber yeniden fethedilmeye başlar. 1942 yılı yaz aylarında Almanların başlattığı Mavi Durum adlı saldırılar sırasında düşmanla işbirliği yaptığı iddia edilen bazı Kafkas halkları geleneksel topraklarını terk etmeye zorlanarak zorunlu olarak yer değişikliğine mecbur bırakılmıştır.[8] Zorunlu yer değiştirmeler Sovyet topraklarına ilk saldırıların başlamasıyla birlikte 1941 yılında Volga Almanlarının zorunlu terk değişikliğiyle başlamıştır.[9]


Almanya

Savaşın son dönemlerinin Almanya topraklarında savaşıldığı dönemlerde Kızıl Ordu birliklerinin savaş suçları işlediğine dair iddialar vardır. Bu suçlamalar arasında aşağıda sıralanmıştır:

İlya Ehrenburg

Kızıl Ordu askerlerinin başta tecavüz olmak üzere çeşitli savaş suçlarını işlemelerinde Sovyet vatandaşlarını Almanlardan intikam almaya teşvik eden Yahudi kökenli İlya Ehrenburg'un çağırısının etkisinin olduğuna dair görüşler vardır.[10][11][12][13]

Macaristan ve Avusturya

Bu ülkelerde de Sovyet Ordusunun sivillere karşı saldırıda bulunduğu, tecavüz ettiği ve şiddet uyguladığı yönünde iddialar bulunmaktadır.[14][15][16]

Mançurya

Sovyetler Birliği'nin Japonya İmparatorluğuna savaş ilan ettiği 8 Ağustos 1945 tarihinden savaşın resmen sona erdiği 2 Eylül 1945 tarihine kadar Mançurya, Mançukuo ve Kore Yarımadasındaki Japon sivillere karşı işlediği iddia edilen suçları kapsar.[17]

Soğuk Savaş dönemi

Soğuk Savaş döneminde ABD önderliğinde oluşturulan NATO örgütüne karşı Doğu Bloku ülkeleri ile birlikte Varşova Paktını meydana getiren Sovyetler Birliği, sosyalist ülkelerde ortaya çıkan iç karışıklıklara müdahil olmuştur. Ancak bu müdahaleler sırasında yaşananlar Sovyet savaş suçları kapsamında değerlendirilmemektedir. 1956 Macaristan, 1968 Çekoslovakya olayları sadece Sovyet müdahalesiyle açıklanamayacak karmaşık iç yapıya sahiptir. İktidardaki hükûmetin davetiyle Demokratik Afganistan Cumhuriyetine askeri yardımda bulunan Sovyet Ordusu 1979-1989 yılları arasında Afganistan'da hükûmet saflarında savaşmıştır. İki ülke arasında bir savaş durumundan bahsedilemeyecek olan savaş sırasında işlenen suçlar tanım gereği savaş suçlarına girmemektedir.

Kaynakça

  1. Webster Dictionary, war crime maddesi, 20 Mart 2010 tarihinde erişilmiştir
  2. Uluslararası hukukta insanlığa karşı suçlar kapsamına da girmektedir.
  3. Cenevre protokolü şerhleri, 18 Mart 2010 tarihinde erişilmiştir.
  4. Alt insan
  5. Bolşeviklere karşı sol ayaklanmalar, Tambov Ayaklanması ve Kronstadt Ayaklanması en öne çıkan ayaklanmalardandır.
  6. Ayaklanmaların bastırılması durumu tanım gereği bir savaş durumunu içermediğinden bu tür olaylarda işlenen suçlar savaş suçu kapsamında değerlendirilmemektedir.
  7. Die verschwiegene Kollaboration Transodra, 23. Dezember 2001, p. 2 (PDF dosyası)
  8. Glasgow Üniversitesinden Stephen Wheatcroft araştırması, 1996 , 20 Mart 2010 tarihinde erişilmiştir
  9. Boobbyler, Phillip, Stalin Era, Routhledge, 2000 ISBN 978-0-415-18298-0
  10. Mark Weber, "The Strange Life of Ilya Ehrenburg"
  11. Nicole Dombrowski, Women and war in the twentieth century: enlisted with or without consent
  12. Wolfgang W. E. Samuel, The war of our childhood: memories of World War II
  13. Gregor Dallas, 1945: The War That Never Ended (German women are yours!)
  14. Hans-Henning Kortüm, Transcultural wars from the Middle Ages to the 21st century, Akademie Verlag, ISBN 20069783050041315. p. 172
  15. Andrea Petö, "Memory and Narative of Rape in Budapest and Vienna in 1945" in Richard Bessel, Dirk Schumann ed. Life after death: approaches to a cultural and social history of Europe during the 1940s and 1950s, Cambridge University Press, ISBN 0521009225, p. 132.
  16. Krisztián Ungváry, Battle for Budapest: one hundred days in World War II, I.B.Tauris, 2004 ISBN 978-1-85043-667-6, p. 280. (Soviet crimes bölümü)
  17. Charles K. Armstrong, The North Korean revolution, 1945-1950, Cornell University Press, 2004, ISBN 978-0-8014-8914-3, p. 42.

Dış bağlantılar

This article is issued from Vikipedi - version of the 11/22/2016. The text is available under the Creative Commons Attribution/Share Alike but additional terms may apply for the media files.