Alternatif Titanic teorileri

Alternatif Titanic teorileri, 15 Nisan 1912 gecesi daha ilk seferinde bir buzdağına çarpmış ve yaklaşık iki saat kırk dakika içinde Kuzey Atlantik'in buzlu sularına gömülmüş RMS Titanic isimli White Star Line şirketine ait Olympic sınıfı bir yolcu gemisinin batışı ile ilgili alternatif teoriler.

Murdoch'un emirleri

Birinci Subay Murdoch

Titanic, New Foundland'ın Grand Banks güneyi açıklarında seyir etmekteydi. Gözcüler Frederic ve Fleet geminin ön tarafında tam olarak seçilemeyen büyük bir buzdağı fark ettiler. Kaptan Smith'in durumunda olduğu için, Birinci subay Murdoch'in çarpışma sırasında vermiş olduğu emirler ile ilgili de çok fazla iddia ortaya çıkmıştır. Genel olarak kabul görülen, Murdoch'ın "Tam Sancak Tarafı" (Geminin dümenini bir yöne çevirmek için kullanılır) şeklinde emir vermiş olduğudur. Bu sayede gemi dönecek ve muhtemel bir çarpmadan kurtulacaktı. Kaza sırasında köprüye giren ve birbirlerini gören Dördüncü Subay Joseph Boxhall tarafından, Murdoch'a geminin makine dairesine bağlı telegrafı "Tam tornistan"'a getirmesi rapor edildi. Boxhall’ın bu ifadesini makine dairesi yağcısı Frederick Scott yalanlanmıştır. Ona göre motor odası telegrafı önce "Dur" işaretini göstermekteydi. Ayrıca Kazan dairesinin çavuşlarından Frederick Barret ise kazandaki ateş göstergelerinin önce tam da olduğunu daha sonra dur'a gittiğini ifade etmiştir. Tam o esnada veya daha önce Murdoch iskele tarafına tam bir dönüş emri vermiş olabilirdi. Serdümen subayı Alfred Olliver çarpışma esnasında köprüye doğru giderken bu emri duyduğunu ifade etmiştir. Burada denenmeye çalışılan ve sağa doğru kalma manevrası olarak bilinen bu hareket, dümen yekesini tamamen sola taşımak bu sayede geminin sağa dönmesini sağlamak ve kalan arka kısmı buzdağından uzak tutmaktı. Yapılan bu manevra geminin arka tarafının buzdağına asla çarpmayacağı konusunda ifade veren diğer mürettebat üyeleri tarafından da desteklenmiştir. Çarpışma esnasında dümende olan serdümen Robert Hichens ve köprüde olup olmadığı tam belli olmayan dördüncü subay Boxhall, her ikisi de Murdoch'un Hichens'e verdiği son emrinin "Tam sancak tarafı!" olduğunu ifade etmişlerdir.

Kömür stokları

Ohio State Üniversitesinden, Mühendis Robert Essenhigh bir teori ortaya attı. Ona göre gemi buzdağına çarpmamıştı. Kazan dairesindeki bir kaza sonucu yangın çıkmış ve bu yangın kömür stoklarına sıçramıştır. Titanic okyanusta büyük bir tehlike içerisi de yol alırken, yangın kontrol altına alınmıştır. Aynı kaza Titanic Southampton limanından ayrıldıktan hemen sonra da olmuştur.

Gardiner'e göre gemi batmadı

Birbirlerine benzeyen Olympic ve Titanic

Titanic ile aynı büyüklükte iki kardeş gemi daha yapılmıştır. Aynı şirkete ait bu gemilerin isimleri Olympic ve Britannic. En bilindik teori burada başlıyor. Robin Gardiner'in kitabı Titanic: The Ship That Never Sank? göre Titanic sigortadan para almak için batırıldı. Gardiner: 1911'de Titanic'in sahibi olan White Star'a ait "Olympic" İngiliz Donanması'na ait HMS Hawke adlı gemiyle çarpıştı ve derin bir yara aldı. Ancak Donanma bu suçu reddedince şirket tazminat alamadı. White Star ise ismini Titanic diye değiştirdi ve sigortadan para alabilmek için gemiyi batırdı. Gardiner'e göre lombar sayısının farklı olmasının temelinde de bu yatıyor.

Kompansatör - Isıtma boruları

Titanic'in batışı
Titanic'in batışı

James Cameron ve marine ressamı Ken Marschall geminin tamamen havaya kalktığını yapımlarda işliyor Görgü tanıklarına göre Titanic'in arkası havaya kalkmış, şalterler atmış ve hemen sonrasında karanlıkta sağır edici bir sesle gemi son iki bacasının arasından ikiye kırılmıştır. Şiddetli bir düşüşün ardından havaya tekrar kalkmış (90 derecelik bir açı ile) ve batmıştır. Mühendisler bunu geminin fazla ağırlıktan ve gerilimden dolayı meydana geldiğini ileri sürmüşlerdir. Fakat, Roger Long'un teorisine göre; gemi genleşme sonucu batmıştır. Gemi 11°'lik bir açıyla havaya kalktığında, soğuk deniz suyu geminin içinin sıcak kalmasını sağlayan sıcak su tanklarının bulunduğu bölmeye ulaşmıştır. Bunun sonucunda alt kısım esneyerek bölünmüştür. Ken Marschall'ın çizmiş olduğu resim, Titanic'in enkazını göstermekte. Geminin kırıldığı noktada 5 adet silindir biçiminde tank görülüyor. Roger Long'a göre genleşmeye ve kırılmaya neden olan bu sıcak su tankları.

Mumya

En bilinen teori ise lanetli mumyadır. Sir James Cole'un babası Mısır'da Ramses mumyasının kazılarına katılan 70 kişiden biriydi. Cole kazılardan kısa bir süre sonra diğer arkadaşları gibi esrarengiz bir şekilde hastalanıp ölmüştür. Üstelik cenazesini taşıyan gemi de Akdeniz'de kaybolmuştur. Oğlu James Cole ise annesi ve kız kardeşini evlerinde çıkan bir yangın sonucu kaybetmiştir. 18 yaşına kadar yetiştirme yurdunda yaşamak zorunda kalan ama Cole, sonraları White Star Line şirketine ortak olmuştur. Fakat şirketin gemileri teker teker batmaya başlamış ve basında Cole'ün üzerine gelmeye başlamıştır. Son olarak şirket en büyük kozu olan üç büyük gemiyi yapmaya karar vermiştir. Titanic, Britannic, Olympic. Olympic'in yapımı bittikten ve suya indirildikten sonra, 5. seferinde HMS Hawke adında bir gemi ile çarpışmış ve 12 metrelik bir yarık almıştır. Gemi zorlu bir yolculuk sonrası karaya ulaşmış ve Titanic'in yapımı tamirat nedeniyle aksamıştır. (Olympic'in hangara çekildiği ve burada kundaklandığı teorisi vardır.) Britannic, hastahane gemisi olarak kullanılmaya başlandığında, I. Dünya Savaşı'na katılmış ve bir mayına çarpıp batmıştır. Teoriye göre mumya Titanic'e yüklenmiştir ve kaza gerçekleşmiştir. Gemi batarken mumya da kaçırılmıştır.

Su geçirmez kapılar

Titanic'te bulunan su geçirmez kapılar, bir teoriye göre açıktı. Buzdağının görünür bir zararı olmaması sonucu kapatılmayan kapılar geminin batmasına neden oldu.

Ufuktaki gemi

Carpathia

Dev bronz pervaneler havaya kalkmaya başladığında, Titanic köprüsünden, sancak tarafında bulunan bir geminin ışıkları görünebiliyordu, geminin Titanic'e olan ortalama uzaklığı 16–24 km civarındaydı. Bu gemi ne radyo iletişimine, ne de her 15 dakikada bir fırlatılan roketlere cevap veriyordu. Bunun üzerine Boxhall ve levazım subayı George Rowe Titanic'deki lambalar ile karşı gemiye mors kodları göndermeye başladı, ancak bu deneme de sonuçsuz kaldı. Bu gemi ile ilgili yapılan soruşturmalarda S.S Mount Temple kaptanı Moore ve S.S Carpathia'nın kaptanı Rostron bağımsız olarak ayrı ayrı verdikleri ifadelerde gece karanlığında bu vapurun ışıklarını gördüklerini ifade etmişlerdir. Ancak her iki kaptanında aynı geminin ışıklarını gördüklerine dair ortada bir kesinlik de bulunamamıştır. Buna ilaveten hem Rostron hem de Moore ek kanıt olarak gün ağardığında (15 Nisan 1912) iki direği ve tek bacası olan bir vapuru da gördüklerini ifadelerinde belirtmişlerdir. Bu anılan geminin çok sık olarak adı geçen ve mürettebatı soruşturmaya uğrayan S.S Californian olup olmadığı çok tartışma konusu olmuştur. (S.S. Californian dört tane direğe sahipti.) Çarpışma gecesi, SS Californian buzdan dolayı ve gece olduğu için duruş yapmıştı ancak Titanic'e oldukça yakındı, vapurun telsiz sistemi, operatör gece uyumaya gittiğinden dolayı kapatılmıştı. Titanic'in telsiz sistemi (Marconi) daha önceki günlerde bir hasar görmüş, Philips ve Bride bunu düzeltebilmek için tüm gün boyunca uğraşmışlardı. Bunun sonucu olarak geride gönderilmeyi bekleyen çok fazla sayıda mesaj birikmişti. Philips en yakındaki Halifax istasyonundan güçlü bir sinyal alınca mesajları göndermeye başlamıştı. Californian telsiz operatörü Cyril evans saat 23:00'da yatağa gitmeden önce Titanic'i yollarının üzerinde büyük buzdağları olduğu konusunda hatalı yazılmış bir mesaj ile uyarmaya çalıştı, fakat Cyril, Jack Philips tarafından sürekli kesildi, mesaj hatalı olduğundan kaptan köprüsüne iletilmedi ve geri cevap olarak "Çeneni kapat, şu anda çok meşgulüm ve çalışıyorum " cevabı iletildi. Felaket ile ilgili yapılan her iki soruşturmada da SS Californian ve kaptanı Stanley Lord yeterli yardımı yapmadığı için hatalı bulunmuştur. Saat 22:10'da Californian, güneyden gelen bir geminin ışıklarını fark etmişti. Kaptan Lord ve üçüncü subay C.V. Groves bunun bir yolcu gemisi olduğu konusunda mutabık olmuşlardır. Yukarıda da ifade edildiği gibi durmuş olan Californian, gelen gemiyi buz ile ilgili uyarmaya çalışmış, ancak Titanic'in telsiz operatörü (Jack Philips) tarafından azarlanmıştı. Saat 23:50'de Grove geminin ışıklarının yanıp söndüğünü fark etti, sanki gemi durmuş veya tamamen kapatılmış gibiydi. Kaptan Lord'un emri ile saat 23:30 ve 01:00 arasında mors ışık kodları gönderildi, ancak hiçbirine geri cevap alınamadı. Daha sonra yapılan soruşturmalarda ortaya çıkan gerçek ise, Mors lambasının maksimum mesafesinin 6 km olduğudur, bu sebepten dolayı Titanic tarafından asla görülemedi. Kaptan Lord saat 23:30'da köşküne istirahat etmek için çekilmişti, ikinci subay Stone görev başındaydı ve saat 01:15'te Lord'u geminin (Titanic) bir tane roket fırlattığına (bunu takiben dört tane daha fırlatılmıştır.) dair uyardı. Lord bu roketlerin bir şirket sembolü olup olmadığını bilmek istedi, bu roketler tanımlama yapmak için kullanılan ve ışık saçan roketlerdi. Stone roketlerin tamamının beyaz olup olmadığı ile ilgili olarak hiçbir fikrinin olmadığını ifade etti. Titanic'in göndermiş olduğu acil yardım roketleri'nin renkleri farklı idi, o zamanlardaki denizcilik yönetmeliğinin eksiklerinden dolayı, Kaptan Lord'un kafası karıştı ve bu roketlerin acil durum roketi olup olmadığını bilemedi. Kaptan Lord ekibine izlemeye devam etmelerini ve diğer vapurlara Mors lambası ile sinyal göndermelerini emir etti ve tekrar yatağına çekildi. Saat 01:50'de üç roket daha görüldü ve Stone geminin suyun içinde ilginç göründüğünü not etti. Saat 02:15'te geminin artık görünmediği konusunda Kaptan Lord tekrar bilgilendirildi. Lord ışıkların herhangi bir renginin olup olmadığını tekrar sordu, cevaben hepsinin beyaz olduğu bilgisini aldı. Birinci subay George Stewart saat 05:30'da telsiz operatörü Cyril Evans'i uyandırdı ve gece boyunca roketlerin görüldüğü konusunda onu bilgilendirdi ve bulabileceği gemiler ile iletişim kurmasını istedi. Frankfurt gemisi Titanic telsiz operatörünün kayıp olduğu bilgisini verdi, bu bilgi hemen Lord'a aktarıldı ve Californian yardım için harekete geçti. Soruşturmalarda tespit edilen ise Californian Titanic'e olan uzaklığı 31 km civarındaydı.

Hakkında bilinmeyenler

Titanic hakkında birçok karalama yapılmıştır. Henüz gemi nasıl battı ve neler olduğu hakkında net bilgi yok. Titanic hakkında bilinmeyen gerçekler şunlardır:

Filikalar fazlaydı

Titanic büyüklüğüyle ön plana çıkan bir gemiydi. Bu yüzden gemide 20 filika vardı. Tarihçiler devamlı gemide yeterince filika olmadığı söylüyorlar; fakat gemide yasaların gerektirdiğinden fazla filika vardı. Aslında 16 tane filika olmasına rağmen 4 tane daha eklenmişti.

Bu gemiyi Tanrı bile batıramaz

Hiçbir mühendis Titanic'e batmaz demedi. Gemiyi yapan Thomas Andrews geminin büyük olduğunu ve sarsılmayacağını söylemiştir. Bir buzdağına çarpınca yoluna devam edeceğini kastetmemiştir. Bu yolcuların düşüncesidir ve devamlı değiştirilmiştir.

Tam yol ileri

Bir teoriye göre geminin kaptanı Edward J. Smith geminin hız rekoru kırmasını istiyordu. Bu yüzden buzdağı uyarılarına kulak asmadı. Amacı geminin hem büyük hem de hızlı olduğunu kanıtlamaktı. Fakat aslında Titanic ağır bir hızla yol alıyordu ve buzdağı uyarılarını dikkate almış rotasını değiştirmişti.

Buzdağı görüldü

Murdoch'un emirleri hala bilinmiyor veya teyit edilemiyor. Teoriye göre gemi ölümcül bir yerden darbe aldı ve battı. Eğer gemi planı dikkatle incelenirse, pruvaya tam bir şekilde eğer buzdağına çarpsaydı geminin su geçirmeyen kapıları işe yarayacak ve gemi batmayacaktı. Ani dönüş (geminin 5 kompartımanının su geçirmeyen kapıların olduğu bölüm) doğrudan su almasını sağlamış ve su geçirmeyen kapılar işe yaramamıştı.

Pervaneler yetersiz

Bronz, üçbıçaklı kanat pervanesi (sağda). Bronz, dört bıçaklı orta pervane (solda).

Bakıldığında devasa bronz pervaneler ihtişamlı ve gerçekten güçlüdürler. Ama olası bir ani dönüş için bu dev pervaneler yetersizdir.

Kaynakça

    Dış bağlantılar

    This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.