Baksı

Bahşı, (Farsça: بخشی; Türkmence: bagşy (bağşı), bašxi[1]) Türkmenlerde destan anlatıcısı, Özbeklerde destancı ve falcı, Kazak ve Kırgızlarda ise büyücü ve duahan manalarında kullanılmaktadır. Türkçe Kişi Adları Sözlüğünde; 1. Bilgin, öğretmen. 2. Saz şairi, âşık. 3. Hekim.[2] olarak tanımlanır.

Anlam ve İçerik

Folklor araştırmacısı Hadi Zarifin ifadesine göre, Özbek halk destanlarının nesilden nesile intikal ettirilmesinde en önemli rolü bahşılar üstlenmiştir.

Baksı sözcüğü Türk, Altay ve Moğol mitolojisinde ve halk kültüründe genel olarak şaman anlamına gelir. Bahşı, Bağşı, Bahçı, Bakşı olarak da söylenir. Moğollar Böğe veya Büge derler. Aslında Kam (şaman) kavramından daha geniş kapsamlıdır. Halk ozanı, aşık, müzisyen yönü de kimi zaman ön plana çıkabilir. Geleneksel yöntemlere dayalı Halk Hekimliği yapabilir. Koşuklar okuyan bir Halk Şairidir. Büyülü sözlerle kötü ruhları kovar. Eren, kam, koca, bilge, ozan, aksakallı (veya aksaçlı), falcı, kahin, efsuncu gibi tüm unsurları tek başına bünyesinde barındırır. Bunlar ilerleyen çağlar içerisinde ayrışmıştır. Arkıl Ata ilk bahşıdır. Budizm ve Lamaizm ile birlikte Budist Rahip ve Lamaist Rahip anlamlarına da genişlemiştir. Ruh kovarken kızıl elbise giyerler. Moğolca Böge ile de köken olarak bağlıdır. Moğolca Böge sözcüğünün Türkçedeki Büke (Ejderha) sözcüğü ile de ilgili olduğu kesindir. Asyadaki komşu kavimlerin pek çoğunun dillerinde BağBag/Bög/Bök/Bug/Buk kökenli sözcükler yer alır ve bunların bir kısmı doğaüstü güçlere dair anlamlar taşır. Bahıcı olarak da bilinir. Çinceye Bokşi/Boşi olarak geçmiştir.

Köken

Erken 8. yüzyılda Bilge Kağan'ın kardeşi Kül Tigin adına 732'de dikilen Kül Tigin Yazıtında;

"Bu sabimin adguti asid, qatigdi tinla"

Birkaç üç yüzyıl sonra, Kâşgarlı Mahmud'un kitabı Divân-ı Lügati't-Türk'te Atasözlerini göstermek için kullandığı saw (sab, sav) kelimesi, bilge insanların bildirilerini ve verilen uyarıları içerir.

Bahşı, Türkistan'ın bazı yerlerinde şaman, falcı, duahan, kinneçi bazı yerlerde semen, falçı, bazen de caylerde duahan, büyücü gibi farklı manalarda kullanılmaktadır. Baksılar, halk destanlarını bazı yerlerde dombıra[3] (Farsça: دوتار‎) eşliğinde, bazı yerlerde kobız[4] (Kazakca: қобыз, kobyz; Özbekce: qo'biz; Kırgızca: комуз; Tuvaca ve Yakutça: xomus) veya dutar (Farsça: دو تار ; Özbekce: dutor) ile, Harezm bölgesinde tar (Farsça: تار) ve rubab (Farsça: رُباب Rūbāb; Hintçe: रुबाब) eşliğinde anlatmaktadırlar. Afgan Türkistan'ında, bir kasaba'da yerel şifa veren Özbek kimseye de kučirmači denilir.

Özbek folklor araştırmacıları, Özbekistan'da yaşayan iki yüzden fazla şair ve bahşı tespit ederek bunlann eserlerini incelemişlerdir. Bu sanatkârlardan en meşhur olanları şunlardır:

Cuman bülbül, Cassan, Boran Şair, Çalman Bahsi, Sultan Kempir, Güle Kempir, Yoldaş bülbül, Ergeş Cuman bülbül oğlu, Fazıl Yoldaş oğlu, Polkan Şair, İslâm Nazar oğlu ve diğerleri. Bugün Özbek destancılığı özelliklerine göre farklı okullar halinde devam etmektedir.

Bu okullar Özbekistan'da: Bulunğur, Korğan, Şehrisebz, Kamay, Şerâbâd ve Harezm'de öğretim vermektedir.

Cengiz Han ve Altınordu, sarayında, daha sonra Hive ve Buhara saraylarında destan anlatan baksılar daima mevcut olmuştur. Her boyun meşhur olmuş bahşıları, halk destanlarını ağızdan ağıza nakletmek suretiyle yaşatmışlardır. Özbeklerde güz mevsiminden itibaren bahar aylarına kadar her akşam destan okunması, halk eğitimi açısından önemli bir kültür faaliyeti olarak değerlendirilmektedir. Bahşı, dombırasını alır ve bütün gece destan okur.

Bahşılar bu şekilde Goroğlu, Alpamış, Kuntuğmış, Tomaris, Karahan gibi kahramanlık destanlarını yüzyıllarca güzel ve alçak sesle şarkı söyleyerek anlatmışlardır. Bu gelenek, esir Türkistan halkının gönlündeki hürriyet arzusunu ve mücadele şevkini daima yaşatmıştır. Romantik aşk ve macera destanlan ise, halkın millî ahlâkının ve millî hayat tarzının devam ettirilmesinde, millî dil ve edebiyatın muhafaza edilmesinde çok önemli bir hizmeti yerine getirmiştir.

Aşık geleneği Türk kültürlerinde Anadolu, Azerbaycan ve Orta Asya'da var olan, Şamanizm inançlı antik Türk halkları kökenlidir.[5] Günümüzdeki Aşık, Azerice: aşıq, عاشیق, Ermenice: Աշուղ, ashugh, Gürcüce: აშუღი, ashughi) sözü eskiden, Bahşı (Baxşı), dede (dədə), ve Uzan veya Ozan gibi değişik isimler verilmiştir.

Türk milletinin mûsikî kültürünün temelini oluşturan, âşıklık geleneği 1946'da Azerbaycan Milli Hükümeti'nin yıkılmasından sonra Şah rejimi tarafından devamlı kösteklenmeye çalışılmıştır. Tarihin seyri içerisinde "kam, bahşı, dede, ozan, varsak, yansak, âşık" adlarıyla anılan Oğuz Ata neslinin sanatkâr evlatları âşıklar, halktan uzak tutulmaya çalışılmış, dügün dernek tertiplemelerine izin verilmemiş, sürekli takibe alınmışlardır. Dede Korkut yadigârı “saz”, "şeytan işidir" diye yasaklanmıştır.[6]

Bağı

Bağı, Türk ve Altay mitolojisinde sihir, büyü, efsun demektir. Bayı olarak da söylenir. Bağıçı, Bağışı kelimeleri sihirbaz anlamına gelir. Bahşı sözcüğü ile bağlantılıdır. Bağlamak sözü ile de ilgilidir. Örneğin "ağzını dilini bağlamak"… Bağ sözcüğünün düğüm anlamı da vardır ki, eskiden büyüler düğümler ile yapılmaktadır. “Düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden…” (Kuran-ı Kerim, Felak 4.) Bakmak (fal bakmak) kelimesiyle de bağlantılıdır. Bağnaz sözcüğü de bir şeye bağlanmış anlamına gelir ve “bağlanmışçasına, bağılanmış (büyülenmiş) gibi” demek olabilir. Bag kökü Tunguzcada beyazlık ifade eder. Bağ/Mağ kökü pek çok dilde sihirle bağlantılı anlamları olan kelimeleri türetir. Bakı/Bahı ise fal demektir.

Toyun ve Hatun

Erkek baksılara "Toyun" veya "Toyon" (efendi), kadın baksılara ise "Hatun" veya "Hoton" (hanım) sözcükleri bir sıfat olarak kullanılır. Bu kelimeler sahip, şaman anlamında kullanılır. (Bazen de tanrıların ve tanrıçaların sıfatı olarak geçer). Böylece Toyon ve Hoton (Toyun/Hatun) bir ikili oluşturur. Toyun sözcüğü saygınlık ifade eder. Toy (kutsal şölen) ile aynı kökten gelir. Toy kelimesi Anadolu Türkçesinde Düğün şekline dönüşmüştür ki Toyun ile de benzerlik gösterir, geçmişte düğünleri şamanların yönetmesiyle bağlantılıdır.

Etimoloji

(Bağ/Bak/Bah) kökünden türemiştir. Büyü anlamını içerir. Bağı kelimesiyle ilişkilidir. Bağ kökü bağırmak, bağlamak, bakmak filleriyle aynı kökten türemiştir. Moğolca Bagşı öğretmen, Bah/Baka ise mutluluk demektir. Eski Moğolca Bagal/Baga sözcükleri gırtlak ve gırtlaktan ses çıkarmak anlamları içerir (Moğolca Bagalzur/Bagalahur yani gırtlak Türkçede Boğaz sözcüğü ile akrabadır). Tunguzcanın bir kolu olan Evenk (Event) dilinde Buga sözcüğü evreni ve cenneti kapsayan bir içeriğe sahiptir ve yaratıcı Tanrı demektir.

Notlar

  1. K. Menges, 1968. The Turkic Languages and Peoples. Wiesbaden.
  2. TDK Büyük Türkçe Sözlük
  3. Dombıra, iki telli, parmakla çalınan Kazakların milli çalgısıdır.
  4. Kazaklarda önemli olan bir başka çalgı ise kobızdır. Kobız, yayla çalınan telli çalgılardandır. Kobızın büyülü sesini asırlarca Şamanlar, törenlerinde hasta tedavi etmek, kötü ruhları kovmak gibi amaçlar için kullanmışlardır.
  5. "ashik,shaman" - European University Institute, Florence, Italy (retrieved 10 August 2006).
  6. "Çuvalduz" dergisi, Esfend 1370 (1991), Tebriz, sayı: 2.

Kaynakça

Dış bağlantılar

This article is issued from Vikipedi - version of the 12/30/2016. The text is available under the Creative Commons Attribution/Share Alike but additional terms may apply for the media files.